ALTEMUR KILIÇ, Yeniçağ, 26 Ocak 2009

"Sorun askerdir" Türk askeridir


altemurHâlâ anlaşılmamışsa ben, Ali Bayramoğlu’nun ağzıyla anlatayım: “Ergenekon Operasyonu’nun-komplosunun” “sorunu” TSK’dır. Bu  “aydın yazar”  müsveddelerinin “sorunları, zorları” Türk ordusu ve gücüdür! Bu güç ortadan kaldırılırsa, Atatürk’ün TC’sini yıkmak ve yerine ne idüğü belirsiz “İkinci Cumhuriyet” mi, yoksa “ılımlı İslam devleti” mi olur, başka bir şey kurmaktır! Bunun için de, her  “dalgada” muvazzaf-emekli askerler tutuklandıkça, özellikle genç subayların “isteklendirme ve reflekslerini” körletmeye ve böylelikle onları yıldıracaklarını sanırlar! Bu kolay olmayacak, ama gene de kalede gedikler açılıyor! 

İtiraf
Bakın bu saldırının bayraktarı Ali Bayramoğlu ne diyor: “Ergenekon soruşturması hem hukuki hem siyasi bir taşıyıcıdır. Karanlık yapılarla, darbe girişmeleriyle uğraştığı kadar, askerin siyasi rolüne de dolaylı olarak el atmıştır... Bu dava ve soruşturma rayından çıkmadıkça, askerin özerk ve sorumsuz konumuna ilişkin sınırlayıcı sonuçlar üretecektir... Ergenekon soruşturması ise bir darbe girişimini kuyruğundan yakaladığı oranda, sivilleşme hamlesinin bu eksikliğini hukuki yaptırımlar üzerinden fiili açıdan gidermektedir.” Karanlık yapılardan hesap sormak, temellendikleri ana yapı ve ana gelenekten hesap sormakla mümkün olmaz mı?
Bayramoğlu’nun, “refiki şefiği” Hasan Cemal, maksatlarının ne TSK’dan ‘rövanş’ almak, ne de orduyu yıpratmak olduğunu kendisinin de  “asker düşmanı” olmadığını iddia ediyor, ama her yazısı aksini kanıtlıyor. Şu “Son Sözleri” de:  “Eğer Türk Silahlı Kuvvetleri daha fazla yıpranmak istemiyorsa, kendi içinde bazı hesapları sormak, temizlemek ve ‘kol kırılır yen içinde kalır’ anlayışını terk ettiğini göstermek zorundadır.”
Hasan Cemal ordu düşmanı olmadığını benim külahıma anlatsın: Yetmişli yıllarda, bir terör örgütünün elemanı olarak, “kendi ordusunun”, hem de içinde hanımlar, çocuklar bulunan Ankara’daki “Orduevine” bomba atacak olan bu adam değil miydi? Son dakikada, bombayı atmamıştı, ama pişmanlık duyduğu için değil; şefinden, “şimdilik dur” emrini aldığı için!


TSK düşman, PKK mağdur
Son günlerde, kafalar öylesine karıştırıldı ve karıştırılıyor ki, sanırsınız TSK-Jandarma terör örgütü, PKK ise hedef aldığı “insan hakları kuruluşu”... PKK’ya karşı savaşmış olan Türk subayları ast subayları “içeride”, asıl canilerse dışarıda, hem mağdur hem de dağlarda!
Fakat dikkat edin, PKK liderleri, askeri kanada “Şimdilik bekleyin, işler yolunda” emri vermişler. Öyle ya, onların işlevini içeriden yapıyorlar. Mermi, bomba harcamaya ne gerek var!
Ordu düşmanlarının alçaklığını, rahmetli Albay Abdülkerim Kırca’nın onur intiharından sonraki “halleri” belli etti! Bırakınız bir damla gözyaşı, hatta timsah gözyaşları dökmelerini, rahmetli malul ve şimdi de “şehit” albayın aleyhindeki iddialarını, sözlerine ne derece güvenilebileceği şüpheli bir itirafçının sözleri üzerine, “Madalyanın öteki yüzü” başlığı altında sürdürmeye devam ettiler! Bu nasıl gazeteciliktir? Bu, ne sönmez bir kindir! 
Ordu düşmanları “vicdansız” retçiler, şimdi de Atilla Olgaç adında bir, dizi oyuncusunun “Komutanın emriyle 10 Yunan esirini, eli bağlı Rum’u öldürdüğü” itiraflarına, hayal oyununa sarıldılar! Türk ordusunun onuruna belden aşağı vuruş yapmak, mubah şu bağlamda!
Bunların karşısında, onların “Hepimiz Hrant Dink’iz” diye yırtınmalarına karşılık bizim de,  “Hepimiz Kırca’yız”, “Hepimiz Ersöz’üz”, “Hepimiz Özbek’iz”, “Hepimiz Türk askerleriyiz” diye, mertçe haykırmamız artık gereki-yor. Eşkıyanın, geceleri, sabahlara karşı, ne yapacaklarının belli olmadığı şu bağlamda, bizim de, en az onlar kadar cesur ve birlik olmamız gerekiyor!