Hepimiz Sevan'ız hepimiz Türk'üz...


Olay 1-) “Bölücüler, vatan hainleri, teröristler kadar değerimiz yok! Ben, bu onursuz insanlarla bir arada yaşamak istemiyorum” diyen bir ses. Yarım saat sonra da, önce abdest alıp sonra şakağına dayadığı beylik silahıyla kahpe ve kahpeliklere veda etmeden evinden, ölümsüzlüğe giden, Gazi Abdülkerim KIRCA Albay...
Olay 2-) Gerek gördükleri ile vedalaşırken ölüme gittiğini kendisi bilen ama sevdiklerinden saklayan; sonra, son dini görevlerini yerine getirmek için Kadıköy’de bulunan Surp Takavor Ermeni Kililesi’ne gelen, duasından sonra belinden çıkardığı silâhını şakağına dayayarak ateşleyen, Türk Ermenisi Sevan İNCE... Sevgili Sevan’ın cebinden çıkan; tarihe millî bir mühür, kör gözlere parmak, sağır kulaklara çöp, mühürlü yüreklere hançer; “Hepimiz Hrant’ız! Hepimiz Ermeniyiz!” diye sokakları dolduran cühelâ ve işbirlikçilere bir tokat olan not: “Allah’ım sen bu millete akıl fikir ver. Kurban istiyorsan, al sana kurban!” diye yazmış ölüme koşarken Sevan İNCE...

Şimdi sıra bizde! Şimdi sıra, Türk Milleti’nde! “Hepimiz KIRCA’yız. Hepimiz SEVAN’ız. HEPİMİZ TÜRK’ÜZ” diye, sokaklara dökülmesek de penceremizden, balkonumuzdan komşumuza; işyerinde arkadaşımıza, sokakta yanından geçtiğimiz herkese söylemek sırası bizde...
Birer gün arayla, aynı duygularla millî bütünlüğümüze saldırılardan rahatsız olarak; millete yapılan ihânetlerden ve hainlerin gördüğü itibârdan iğrenerek, ölerek ölümsüzleşmeyi beceren iki asîl Türk evlâdı... Bu iki Türk evlâdının mesajı, sadece millete! Bu, iki dev yüreğin uyarısı, sadece Türk’e, sadece bize, millete!

Özürlü kardeşlerimize hakaret olacağı için özürlü değil sadece “hain” sıfatlı özürcülere, bir hatırlatmam daha olacak. Ama; “Hain! Sana söylüyorum milletim, sen işit!” kastım! Sevan İNCE’nin bir mektûbu daha var. Muhatabı tarafından yeterince duyurulamamış bir mektup. O mektuptan da alıntılar yapacağım:

“Sayın Ahmet FİDAN; 4 Ermeni arkadaş, geçen akşam dernekten çıkmış, Galatasaray’da nargile keyfi yapıyorduk. Laf döndü dolaştı malum konuya geldi. Baktım, herkes aynı husustan dertli; Ermeni asıllı bir Türk ve sade bir T.C. vatandaşı olarak dünyaya ses nasıl duyurulur? ... İyi de, biz bu işten sıkıldık. Bizim yerimize, bilir bilmez herkes konuşuyor. Bir tarafta ” Ermenilere soykırım yapılmıştır “ diyenler; diğer yanda ” soykırım yoktur “ diyenler. Şimdiki moda ise ” tarihçilere bırakalım “ diyenler. ... Gerçeği, benden ve benim gibilerden başkası bilemez. Bizler, hadiseleri birinci ağızdan dinlemiş kişileriz. Bizler Türk Ermenileriyiz. ... Mesela, dedem, Erzincan’daki çiftliklerinden abisinin alınıp götürülüşünü ve onu kurtarmak için başçavuşa bir eşek yükü altın fidye verdiğini anlatırdı. Ne abi dönmüş ne altınlar. Anneannem, köydeki Ermeni delikanlıların nasıl silahlandırılıp çeteci yapıldıklarını anlatırdı. Üniformalarını yabancı lisan konuşanlar getirmiş. Büyükbabam, Kayseri’de tüm sülalesini kurtarmak için çırpınan Osmanlı yüzbaşısı Sinan’ı ağlayarak anlatırdı. Sayesinde o sülaleden kimsenin kılına zarar gelmemiş. Bizler, katliam hikâyeleri dinlediğimiz gibi, bir Ermeni arkadaşı tehcire giderken askerin önüne yatan Türklerin veya, yurtlarına geri döndüklerinde onlara tekrar kucak açan Türk komşuların hikâyeleriyle de büyüdük. Onun için ” bize sorulsun “ diyorum. Kimse bizden daha objektif olamaz. ... Sözün kısası budur. Konuşmak gerekirse biz konuşur olayların uzun hikâyesini anlatırız. Bu konuda bizlerden daha iyi tarihçi de olmaz. Fransızlara gelince. Onlara da küflü peynir yemek düşer. Kalın sağlıcakla... Sevan İnce, İstanbul, 6 Ekim 2006.”

Son söz; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran ve bekası uğruna gözleri kapalı ölebilen halka Türk denir. Aksi iddia ettirilenlere de b.. yemek düşer... İlla özür gerekiyorsa; millet olarak kahraman KIRCA’dan, sevgili SEVAN’dan ve ailelerinden milyonlarca özür...