Oray EĞİN, Akşam, 21 Ocak 2009

Albay'ın katili kim?

Abdülkerim Kırca isimli Albay, star gazetesinde hakkında çıkan haberlerden sonra intihar etti. Dün, bu intiharla ilgili açıklamasında Genelkurmay da basındaki yargısız infazdan şikayet ediyordu. AKP yandaşı gazetenin haberi, çoktandır sürdürdüğü yanlı yayın politikası açısından değerlendirildiğinde şaşırtıcı değil. Kontrolsüz yayıncılıklarının bir ürünü. Ama bu yayıncılık sonucu Albay'ın intiharını sadece bir medya cinayeti olarak okumak mümkün.
Albay Kırca, yandaş medyanın infaz ettiği ve ölüme gönderdiği ilk isim belki. Ama bu tarz yayın yapan gazetelerin tamamında kaç yargısız infaz yaşandı, kaç kişi haksız yere hedef gösterildi; hesabım kaçtı doğrusu.
Peki Albay'ı hedef gösteren star'ın yayını neye dayanıyordu dersiniz?

 



Bir PKK itirafçısına!
Biliyor musunuz, basına çıkıp konuşmak isteyen ne çok PKK itirafçısı var. Hiçbir elekten geçirmeden bunların sözlerini yayınlasanız kıyamet kopar. Akıllarına gelen her şeyi söylüyorlar; iyi rating, iyi tiraj getirir, harika polemik çıkar bunlardan.
Çünkü bu PKK itirafçılarının kaybedecek hiçbir şeyi yoktur. Olmadığı için de bol keseden atıp tutarlar. Akla ya da bilgiye dayalı konuşmazlar. Hatta ve hatta siz ne isterseniz onu bile söylemeye hazırlardır. Kimi bu işi profesyonelliğe dökmüştür ve karşılığında para ister.
Amatör gazeteciler, mesleğe yeni başlamış stajyerler bu tuzağa düşebilir belki. Heyecanla bunları ciddiye alır ama kurumlaşmış gazetelerde bu gibi deli ihbarlarına itibar edilmez.
Neymiş, bu gibi açıklamaları yayımlamak insanları ölüme götürüyormuş değil mi?

İşin en acıklı tarafı Türk Basını'nda gazetecilik mesleğin özünü oluşturan ilkelerin tamamen yerle bir edilmiş olması ve bunun 'yeni normal' kabul edilmesi. Bundan 10 sene önce bir insanı gazetecilikten men edecek davranış biçimleri bugün yaygın bir şekilde kabul görüyor. Hatalı gazetecilik hiçbir itirazla karşılaşmadan birçok gazetede devam ediyor.
Bunda kuşkusuz yeni sermaye yapısı ve bununla beraber ortaya çıkan yeni gazetecilerin rolü var.

Başta star gazetesinin yazışileri masasında oturan birtakım kifayetsiz muhterisler, bu meslekte herhangi bir kıdem doldurmadan, kendini kanıtlamadan, sadece iktidarla organik bağları ve piyon olmaya hevesleri yüzünden yandaş medyaya yerleştirildiler.

Geçmişlerinden kalma birtakım intikam hislerini de beraberlerinde getiriyorlar tabii. Kim bilir neyin intikamını alıyorlar: Taşralılığın mı? Bastırılmış hislerin mi?
Bir kez daha söylüyorum: Keşke Yıldırım Aktuna yaşasaydı, bunları çözerdi.
Çünkü içlerindeki bu intikam motivasyonu gözlerini karartmış. Yayıncılıkları da bundan nasibini alıyor.
Mesela herkesin özel hayatının en ince ayrıntılarını onlar merak ediyor, dillendiriyor. Belki de kendileri yaşayamadıkları için özeniyorlar, bilemiyorum. Ama burunlarını sokmadan edemiyorlar.
Dahası yalan, itiraf, yargısız infaz, karalama onlarda.
Bu yüzden de star gazetesinin bir 'Laz fıkrası'nı andırdığını söylemiştim. Maalesef, sonu hüzünlü biten ve tehlikeli sonuçlar doğuran bir Laz fıkrası oldu bu.
Albay'ın intiharı işte bu kiyafetsiz muhterislerin intikamcılığının ürünüdür. Azmedenler ortada.
Peki kim bunlardan hesap soracak? Kim bu kontrolsüzleri hizaya getirecek?